2026 yılının ikinci çeyreğinde inşaat sektöründe dikkat çekici bir tablo ortaya çıktı. Bir önceki yılın aynı dönemine göre yapı ruhsatı verilen bina sayısı %2,0, daire sayısı %9,5 ve yüzölçüm %7,4 oranında azaldı. TÜİK verilerine göre, toplam yüzölçümün %78,2’si belediyeler tarafından verilirken, en yüksek payı %71,1 ile iki ve daha fazla daireli binalar aldı. Buna karşılık, yapı kullanma izin belgelerinde ise yükseliş gözlendi; bina sayısı %13,7, daire sayısı %10,7 ve yüzölçüm %5,8 arttı. Bu durum, ruhsatlarda daralma yaşansa da kullanım izinlerinde büyümenin sürdüğünü gösteriyor.
2026 yılı II. çeyrek verileri, inşaat sektöründe farklı yönlü bir hareketliliğe işaret ediyor. Yapı ruhsatı verilen bina sayısı ve daire sayısında düşüş yaşanırken, yapı kullanma izin belgelerinde artış dikkat çekiyor. TÜİK verilerine göre, ruhsatlarda %2,0’lik bina, %9,5’lik daire ve %7,4’lük yüzölçüm azalışı kaydedildi. Buna karşılık, kullanım izinlerinde bina sayısı %13,7, daire sayısı %10,7 ve yüzölçüm %5,8 oranında yükseldi. Bu tablo, yeni projelerde yavaşlama olsa da tamamlanan ve kullanıma açılan yapıların arttığını gösteriyor. Özellikle belediyeler, hem ruhsat hem de izin belgelerinde en yüksek payı alarak sektörde belirleyici rolünü sürdürdü.
2026 yılı II. çeyrek verileri, inşaat sektöründe ruhsat tarafında yaşanan daralmayı net biçimde ortaya koyuyor. TÜİK verilerine göre, bina sayısında %2,0, daire sayısında %9,5 ve yüzölçümde %7,4’lük azalış dikkat çekiyor. Bu gerilemenin arkasında yüksek maliyetler, finansman zorlukları ve talepteki yavaşlama gibi faktörler öne çıkıyor. Özellikle konut kredisi faiz oranlarının yükselmesi ve inşaat maliyetlerindeki artış, yeni projelerin başlamasını sınırladı. Ayrıca arsa fiyatlarındaki yükseliş ve yatırımcıların daha temkinli davranması da ruhsat başvurularında gerilemeye yol açtı. Belediyeler ise %78,2’lik payla ruhsat verme sürecinde en belirleyici kurum olmaya devam etti.
Ruhsatlarda daralma yaşanmasına rağmen, yapı kullanma izin belgelerinde artış sektörde farklı bir dinamik yaratıyor. Bina sayısında %13,7, daire sayısında %10,7 ve yüzölçümde %5,8’lik yükseliş, tamamlanan projelerin hızla kullanıma açıldığını gösteriyor. Bu durum, mevcut yatırımların sonuçlandığını ve piyasaya yeni konut arzının girdiğini ortaya koyuyor. Özellikle iki ve daha fazla daireli ikamet amaçlı binalar, 19,4 milyon m² ile en yüksek payı aldı. Bu artış, konut piyasasında arzın canlı kalmasını sağlarken, kiralık ve satılık konut stokunun genişlemesine katkıda bulundu.
Hem ruhsat hem de izin belgelerinde belediyelerin ağırlığı dikkat çekiyor. Ruhsatlarda %78,2, izin belgelerinde ise %79,4’lük pay, yerel yönetimlerin inşaat sektöründeki düzenleyici rolünü pekiştiriyor. Bu oranlar, belediyelerin hem yeni projelerin başlamasında hem de tamamlanan yapıların kullanıma açılmasında merkezi aktör olduğunu gösteriyor. Belediyelerin bu süreçteki etkinliği, şehirleşme politikalarının ve yerel imar planlarının sektöre yön verdiğini ortaya koyuyor.
Sektördeki trendleri daha teknik açıdan değerlendirdiğimizde, takvim etkilerinden arındırılmış serilerde yapı ruhsatı toplam yüzölçümünün %9,4 azaldığı görülüyor. Bina sayısı %5,1, daire sayısı %11,4 ve yüzölçüm %9,4 oranında geriledi. Buna karşılık, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış serilerde bir önceki çeyreğe göre bina sayısında %0,3’lük sınırlı bir artış yaşanırken, daire sayısı %4,9 ve yüzölçüm %2,1 oranında azaldı. Kullanma izin belgelerinde ise tam tersi bir tablo ortaya çıktı; toplam yüzölçüm %4,4 artarken, bina sayısı %11,8, daire sayısı %8,2 oranında yükseldi. Bu veriler, ruhsatlarda yavaşlama olsa da tamamlanan projelerin hızla piyasaya kazandırıldığını ve sektörün dengeli bir şekilde ilerlediğini gösteriyor.
2026 yılı II. çeyrek verileri, inşaat sektöründe ruhsat ve izin belgeleri arasındaki farklı yönlü hareketi ortaya koyuyor. Yeni projelerde temkinli bir yaklaşım benimsenirken, mevcut yatırımların tamamlanarak piyasaya sunulması sektörde canlılığı koruyor. Belediyelerin yüksek payı ise yerel yönetimlerin sektördeki belirleyici rolünü bir kez daha vurguluyor. Bu tablo, önümüzdeki dönemde konut arzı ve talep dengesi açısından kritik ipuçları sunuyor.