Türkiye’nin ulaşım ve altyapı yatırımları, son yıllarda ülke ekonomisinin dinamosu haline gelmiş durumda. Bu büyük dönüşümün simgelerinden biri ise hiç kuşkusuz 1915 Çanakkale Köprüsü. Avrupa ile Asya’yı Çanakkale Boğazı üzerinden birbirine bağlayan bu dev proje, yalnızca mühendislik harikası bir yapı olarak değil, aynı zamanda bölgesel kalkınmayı tetikleyen stratejik bir yatırım olarak da öne çıkıyor.
1915 Çanakkale Köprüsü ve bağlantılı otoyol hattı, Marmara Bölgesi’nin batı aksında yeni bir ekonomik damar oluşturdu. İstanbul, Tekirdağ, Balıkesir ve İzmir gibi büyük kentleri birbirine bağlayan bu ulaşım ağı, zaman tasarrufu, lojistik kolaylık ve ticari hareketlilik açısından büyük avantajlar sağlıyor. Ancak bu yatırımın etkileri yalnızca ulaşım sektörüyle sınırlı kalmıyor; emlak ve gayrimenkul piyasası da köklü bir değişim sürecine girmiş durumda.
Köprünün tamamlanmasıyla birlikte, Lapseki’den Gelibolu’ya, oradan Biga, Ezine ve Balıkesir hattına kadar uzanan geniş bir bölgede arsa, konut ve ticari gayrimenkul fiyatlarında dikkat çekici bir yükseliş yaşandı. Yeni otoyol güzergâhı, kırsal alanları yatırımcıların radarına sokarken, daha önce göz ardı edilen bölgeler birer yatırım fırsatı merkezi haline geldi.
Bu makalede, 1915 Çanakkale Köprüsü ve çevresindeki otoyol güzergâhının emlak piyasasına etkilerini, bölgesel değer artışlarını, yatırım fırsatlarını ve geleceğe yönelik beklentileri kapsamlı biçimde ele alacağız. Türkiye’nin en önemli ulaştırma projelerinden birinin, nasıl yeni bir gayrimenkul ekosistemi oluşturduğunu birlikte inceleyelim.
1915 Çanakkale Köprüsü, yalnızca iki kıtayı birbirine bağlayan bir mühendislik başarısı değil; aynı zamanda Türkiye’nin batısında ulaşım, ticaret ve yatırım dinamiklerini kökten değiştiren bir projedir. 2022 yılında hizmete açılan köprü, 2.023 metrelik orta açıklığıyla dünyanın en uzun asma köprüsü unvanına sahip. Bu özelliğiyle, Türkiye’nin mühendislik gücünü ve vizyonunu uluslararası arenada bir kez daha kanıtladı.
Köprü, Gelibolu (Avrupa yakası) ile Lapseki (Anadolu yakası) arasında yer alıyor ve 1915 Çanakkale Otoyolu projesinin en kritik halkasını oluşturuyor. Malkara-Tekirdağ’dan başlayarak Lapseki üzerinden Balıkesir’e, oradan da İzmir ve Bursa’ya kadar uzanan bu güzergâh, Marmara Bölgesi’nin batı hattında yepyeni bir ulaşım aksı yarattı. Bu bağlantı, İstanbul – İzmir arasındaki yolculuk süresini önemli ölçüde kısaltırken, aynı zamanda Ege ve Trakya bölgeleri arasındaki ekonomik etkileşimi de artırdı.
Eskiden feribotla saatler süren Çanakkale Boğazı geçişi artık sadece 6 dakikada tamamlanabiliyor. Bu durum, hem bireysel seyahatlerde hem de ticari taşımacılıkta büyük zaman kazancı sağladı. Özellikle lojistik firmaları, nakliye maliyetlerindeki düşüş ve güzergâhın güvenli yapısı sayesinde 1915 Çanakkale Köprüsü’nü yeni bir ticaret köprüsü olarak tanımlıyor.
Köprüye entegre şekilde inşa edilen otoyol, Tekirdağ, Gelibolu, Lapseki, Biga, Balıkesir, Susurluk ve Bursa gibi bölgelerde yeni bağlantı noktaları oluşturdu. Bu bölgeler, altyapı yatırımlarıyla birlikte hızla gelişen, konut, sanayi ve ticaret yatırımları için cazibe merkezi haline geldi. Özellikle köprü çıkış noktalarına yakın alanlarda, arsa fiyatlarında son yıllarda %100’ün üzerinde artış gözleniyor.
Bu güzergâh aynı zamanda, Marmara Bölgesi’nin kuzeyindeki sanayi yoğunluğunu batıya doğru dengeleyen bir rota işlevi görüyor. İstanbul’un sanayi yükünü hafifletirken, Balıkesir ve Çanakkale çevresini yeni yatırım alanlarına dönüştürüyor. Gelişen ulaşım ağı sayesinde tarım, turizm ve sanayi gibi sektörler birbirini destekleyen bir yapı kazanıyor.
1915 Çanakkale Köprüsü, Türkiye’nin batısında “yeni bir ekonomik koridor” açarken, gayrimenkul yatırımcılarının ilgisini de bu bölgeye yönlendirmiş durumda. Artık yalnızca Marmara’nın doğusu değil, batı hattı da yüksek potansiyelli yatırım bölgeleri arasına girmiş bulunuyor.
1915 Çanakkale Köprüsü’nün tamamlanmasıyla birlikte, köprü çevresindeki ilçe ve beldelerde bölgesel kalkınma ivmesi dikkat çekici biçimde yükseldi. Lapseki, Gelibolu, Biga, Ezine, Bayramiç ve Balıkesir’in kuzey ilçeleri gibi bölgelerde, altyapıdan konut projelerine kadar geniş bir dönüşüm süreci yaşanıyor. Bu dönüşüm, yalnızca fiziksel değil; ekonomik, sosyal ve demografik bir yeniden yapılanma anlamına da geliyor.
Köprüyle bağlantılı otoyol hattı, bölgedeki karayolu ağını güçlendirdiği gibi, yeni bağlantı yolları, viyadükler, servis yolları ve kavşak düzenlemeleriyle ulaşımı daha güvenli ve hızlı hale getirdi. Devlet, köprü çevresinde enerji, su, kanalizasyon, doğalgaz ve fiber altyapı yatırımlarını da hızlandırarak yeni yerleşim alanlarının oluşmasını destekliyor.
Bu gelişmelerin bir sonucu olarak, altyapısı güçlü arsa ve konut projeleri yatırımcılar tarafından daha fazla tercih edilmeye başladı. Özellikle Lapseki çevresinde, belediye hizmetlerinin yaygınlaşması ve yeni imar planlarının devreye alınması, bölgeyi orta ve uzun vadede yaşanabilir yerleşim merkezlerinden biri haline getirmeye başladı.
Köprü sayesinde artan ulaşım kolaylığı, daha önce “merkeze uzak” olarak görülen alanların değerini yükseltti. Bu durum, Çanakkale’nin birçok ilçesinde yeni konut projeleri, villa siteleri ve yazlık yerleşim alanlarının hızla çoğalmasına neden oldu. Özellikle Balıkesir sınırına yakın bölgelerde, büyükşehirlerin gürültüsünden uzak, doğayla iç içe yaşamak isteyen kitlelerin ilgisi giderek artıyor.
Kırsal nitelikli yerleşim alanlarının dönüşümüyle birlikte, bölge kentsel yaşam standartlarına yaklaşan modern bir kimlik kazanıyor. Bu da, hem yerel halkın refah seviyesini artırıyor hem de bölgeye yeni nüfus çekilmesini sağlıyor.
1915 Çanakkale Köprüsü’nün hizmete girmesiyle birlikte, lojistik firmaları ve sanayi kuruluşları bölgeye yatırım planlarını hızlandırdı. Lapseki ve Gelibolu çevresinde küçük sanayi siteleri ve lojistik depolama alanları kurulmaya başladı. Bu da hem istihdam yaratıyor hem de bölgenin ticaret hacmini genişletiyor.
Ayrıca, otoyol güzergâhı üzerinde bulunan dinlenme tesisleri, akaryakıt istasyonları, restoranlar ve hizmet alanları da yerel ekonomiye yeni gelir kaynakları sağlıyor. Tarım ve turizm sektörleri de köprüyle birlikte yeniden canlandı; özellikle organik tarım, zeytincilik ve kıyı turizmi bölgede yeniden önem kazandı.
Köprü ve otoyol hattının sağladığı ulaşım kolaylığı, çevre ilçelere doğru bir yerleşim hareketliliği yarattı. İstanbul, Tekirdağ ve Bursa gibi büyük şehirlerde yaşayan, ancak kalabalıktan uzak, yatırım potansiyeli yüksek bölgelerde yaşamak isteyen kesimlerin bölgeye ilgisi arttı. Bu durum, konut talebini tetiklerken aynı zamanda kira fiyatlarında da gözle görülür bir artışa yol açtı.
Sonuç olarak, 1915 Çanakkale Köprüsü ve otoyol güzergâhı, çevresindeki yerleşim bölgelerinde altyapıdan sosyal yaşama kadar çok boyutlu bir dönüşüm başlattı. Bu dönüşüm, bölgeyi yalnızca ulaşılabilir değil, aynı zamanda yaşanabilir ve yatırım yapılabilir bir alan haline getirdi.
1915 Çanakkale Köprüsü ve otoyol projesi, yalnızca bölgesel ulaşımı dönüştürmekle kalmadı; aynı zamanda gayrimenkul piyasasında yeni bir dinamik yarattı. Özellikle köprüye yakın bölgelerdeki arsa, konut ve ticari alanların değeri son birkaç yıl içinde ciddi şekilde yükseldi. Bu artışın ardında birden fazla ekonomik ve sosyal neden bulunuyor.
Emlak değerlerini belirleyen en önemli unsurlardan biri, ulaşım olanaklarıdır. Köprüyle birlikte, Çanakkale Boğazı’nı geçmek artık dakikalar içinde mümkün hale geldi. Bu durum, özellikle İstanbul, Bursa ve İzmir gibi büyük şehirlerde yaşayan yatırımcıların ilgisini bölgeye yöneltti. Ulaşım kolaylığı, hem bireysel yaşam hem de ticaret açısından önemli bir avantaj sağladığından, köprü güzergâhındaki taşınmazlar daha yüksek fiyatlarla alıcı bulmaya başladı.
Eskiden “uzak” olarak değerlendirilen alanlar, artık metropol merkezlerine bir-iki saat mesafede ulaşılabilir hale geldi. Bu da hem ikinci konut yatırımlarında hem de kalıcı yerleşim planlarında yeni bir eğilimin önünü açtı.
1915 Çanakkale Köprüsü, yalnızca konut piyasasını değil, ticari gayrimenkul pazarını da hareketlendirdi. Köprü ve otoyol hattının yakın çevresinde lojistik depolar, sanayi tesisleri ve üretim alanları kurulmaya başladı. Bu yatırımlar, hem arsa fiyatlarını artırdı hem de çevresindeki konutlara olan talebi yükseltti.
Lapseki, Biga ve Gelibolu çevresinde yeni organize sanayi bölgeleri (OSB) ve ticaret alanları planlanıyor. Bu durum, bölgeyi yalnızca bir geçiş noktası değil, aynı zamanda ekonomik üretim üssü haline getirmeye başladı.
Köprü öncesinde tarım ve hayvancılıkla geçinen birçok bölge, artık arsa ve konut yatırımının merkezi konumuna geldi. Kırsal arazilerin bir kısmı imar planına dahil edilerek konut, villa ve ticari proje alanlarına dönüştürüldü. Bu dönüşüm, yerel halk için de büyük bir ekonomik fırsat yarattı.
Böylece, hem büyük yatırımcılar hem de küçük ölçekli alıcılar için düşük maliyetli ancak yüksek getirili gayrimenkul yatırımı olanakları doğdu.
Yeni bir ulaşım projesi, her zaman “gelecekte değer kazanacak bölge” algısını güçlendirir. 1915 Çanakkale Köprüsü’nün açılışı da bu duruma güçlü bir örnek oluşturdu. Yatırımcılar, köprünün ekonomik potansiyelini görerek bölgeye yönelmeye başladı. Arz sınırlı, talep ise giderek artıyor. Bu da fiyatları yukarı taşıyan temel psikolojik etkilerden biri.
Birçok yatırımcı, şu anda bile “erken yatırım yapma avantajı”yla hareket ediyor. Özellikle köprü bağlantı yollarına ve kavşak noktalarına yakın arsalar, yüksek prim beklentisi nedeniyle yoğun talep görüyor.
Köprünün tamamlanması, bölgede çalışan mühendis, işçi ve lojistik personel sayısında artışa neden oldu. Bu da kiralık konutlara olan talebi artırarak bölgesel kira piyasasını canlandırdı. Lapseki ve Gelibolu gibi ilçelerde kiralar son iki yılda neredeyse iki katına çıktı.
Bu artış trendi, yalnızca kısa vadeli değil; bölgenin sanayi ve turizm potansiyeliyle birlikte sürdürülebilir bir gelir beklentisine dönüşüyor.
Köprü, sadece yatırımcıları değil, doğayla iç içe yaşamak isteyenleri de cezbediyor. Bozcaada, Eceabat, Gökçeada ve Ezine hattında yer alan kıyı bölgelerinde yazlık konut projeleri hızla artıyor. Ulaşım kolaylığı sayesinde, artık bu bölgeler İstanbul’dan hafta sonu kaçış noktaları olarak görülüyor. Bu da ikinci konut piyasasını ciddi biçimde hareketlendirdi.
1915 Çanakkale Köprüsü, bölgedeki gayrimenkul değer artışının sadece bir nedeni değil, bütünsel bir dönüşümün merkezi haline geldi. Artık Çanakkale ve çevresi, yalnızca tarihiyle değil, ekonomik potansiyeliyle de Türkiye’nin yeni yatırım rotası olarak öne çıkıyor.
1915 Çanakkale Köprüsü ve ona entegre otoyol güzergâhı, Çanakkale ve Balıkesir’in birçok ilçesinde emlak piyasasında ciddi bir değer artışı başlattı. Yatırımcılar için hangi bölgelerin öne çıktığını anlamak, gelecekteki kazanç potansiyelini doğru değerlendirmek açısından kritik öneme sahip.
Köprüye sadece birkaç kilometre mesafede yer alan Lapseki, emlak yatırımcılarının radarındaki en öncelikli bölge konumunda. Arsa ve konut fiyatları, köprü öncesine kıyasla %80-120 civarında artış gösterdi.
Özellikle sahil şeridi ve köprüye yakın alanlarda villa ve yazlık projeleri hızla çoğalıyor.
Ticari alanlar, kafe ve restoran yatırımları da değer artışını destekliyor.
Ulaşım kolaylığı, hem yerel hem de şehir dışı yatırımcıları cezbediyor.
Gelibolu, hem tarihi dokusu hem de köprü bağlantısı sayesinde yatırım açısından çift yönlü avantaj sunuyor.
Eski yerleşim bölgelerinde kentsel dönüşüm projeleri başlatıldı.
Köprü çıkışına yakın yeni sanayi ve ticari alanlar, konut talebini artırıyor.
Turizm ve yazlık konut projeleri, bölgede kira gelirlerini yükseltiyor.
Biga ve Ezine, köprü ve otoyol bağlantısının sağladığı ulaşım avantajıyla arsadan konuta, tarımdan ticarete uzanan geniş bir yatırım yelpazesi sunuyor.
Sanayi yatırımları ve organize sanayi bölgeleri, bölgedeki emlak fiyatlarını yukarı çekiyor.
Tarım arazileri, imara açıldığında kısa sürede yüksek prim sağlıyor.
Konut talebi artarken, kiralık ev piyasası da hızla canlanıyor.
Balıkesir’in kuzey ilçeleri, köprü hattına erişim açısından stratejik öneme sahip.
Otoyol bağlantıları sayesinde İstanbul ve Marmara Bölgesi’ne kolay ulaşım sağlanıyor.
Konut projeleri ve sanayi alanları, bölgenin yatırım ve yaşam alanı olarak değerini artırıyor.
Bölgeye yönelen büyükşehir yatırımcıları, hem kısa vadeli kira geliri hem de uzun vadeli değer artışı beklentisiyle hareket ediyor.
Köprü ve otoyol hattı, yalnızca kara ulaşımını değil, turizm odaklı gayrimenkul piyasasını da hareketlendirdi.
Bozcaada ve Eceabat çevresindeki yazlık konutlar, kısa süreli kiralamalarda yüksek getiri sağlıyor.
Ulaşım kolaylığı, şehir dışı yatırımcıların ilgisini artırarak fiyatları yukarı çekiyor.
Turizm altyapısının gelişmesi, bölgeyi hem yatırım hem yaşam alanı olarak cazip kılıyor.
Köprü çıkışlarına yakın bölgeler: yüksek prim ve kısa sürede değer artışı
Sanayi ve ticaret alanları: orta-uzun vadeli istikrarlı getiri
Kıyı ve turizm bölgeleri: yazlık konut ve kira gelirine odaklı yatırım
1915 Çanakkale Köprüsü ve otoyol güzergâhı, bu bölgelerde emlak piyasasını yeniden şekillendirirken, yatırımcılar için çeşitlenmiş ve dengeli fırsatlar sunuyor.
1915 Çanakkale Köprüsü ve otoyol güzergâhı, bölgeyi sadece ulaşım açısından değil, yatırım potansiyeli bakımından da cazip bir alan haline getirdi. Ancak her büyük yatırım fırsatında olduğu gibi, bu bölgede de bazı riskler bulunuyor. Yatırımcıların hem fırsatları hem de olası riskleri doğru analiz ederek hareket etmesi büyük önem taşıyor.
a) Arsa Yatırımı:
Köprüye ve otoyol çıkışlarına yakın arsalar, uzun vadede yüksek prim potansiyeli taşıyor.
Özellikle köprüye 5–15 kilometre mesafedeki araziler, kısa sürede değer kazanma eğiliminde.
Tarım arazilerinin imara açılmasıyla konut veya ticari projelere dönüşmesi, ek kazanç fırsatı sunuyor.
b) Konut Geliştirme:
Lapseki, Gelibolu ve Biga gibi bölgelerde yeni konut projeleri yatırımcılar için cazip.
Hem yerel nüfus hem de İstanbul, Bursa gibi büyükşehirlerden gelen talep, projelerin doluluk oranını artırıyor.
Otoyol güzergâhı üzerinde depo, fabrika ve ticari alan yatırımları, orta ve uzun vadede istikrarlı getiri sağlıyor.
Lojistik firmaları ve sanayi kuruluşları, köprü çevresindeki alanları tercih ederek kira ve satış değerlerini artırıyor.
d) Turizm Odaklı Yatırımlar:
Bozcaada, Eceabat ve Gökçeada çevresinde butik otel, tatil köyü ve yazlık konut projeleri artıyor.
Kısa süreli kiralamalar sayesinde yaz sezonunda yüksek gelir elde etmek mümkün.
a) Plansız Yapılaşma ve İmar Sorunları:
Bölgede artan talep, plansız yapılaşmayı tetikleyebilir.
Yatırım yapmadan önce imar durumu ve belediye planlarının detaylı incelenmesi şart.
b) Arz-Talep Dengesizliği:
Bazı bölgelerde çok sayıda proje art arda hayata geçirilebilir.
Bu durum, kısa vadede fiyat dalgalanmalarına neden olabilir.
c) Altyapı ve Hizmet Yetersizlikleri:
Bazı yeni yerleşim alanlarında altyapı eksiklikleri görülebilir.
Su, elektrik, doğalgaz ve ulaşım hizmetlerinin tam olarak hazır olduğundan emin olmak gerekiyor.
d) Ekonomik Dalgalanmalar ve Piyasa Koşulları:
Döviz kuru, faiz oranları ve ekonomik belirsizlikler, gayrimenkul fiyatlarını etkileyebilir.
Yatırımcılar, uzun vadeli perspektifle riskleri minimize etmeli.
Yatırımcılar, köprü ve otoyol güzergâhındaki çıktı ve kavşak noktalarına yakın bölgeleri öncelikli olarak değerlendirmeli.
Arsa ve konut yatırımlarında uzun vadeli planlama, kısa vadeli spekülasyonlardan daha güvenli.
Turizm odaklı bölgelerde sezonluk talep ve kira getirisi analiz edilmeli.
Ticari alan yatırımlarında, lojistik ve sanayi talebini göz önünde bulundurmak kritik.
1915 Çanakkale Köprüsü ve otoyol hattı, bilinçli yatırımcılar için yüksek getiri potansiyeli sunarken, aynı zamanda doğru planlama ve risk analizi gerektiriyor.
1915 Çanakkale Köprüsü ve otoyol güzergâhı, bölgesel emlak piyasasında kısa sürede büyük etkiler yarattı. Ancak asıl merak edilen, önümüzdeki 10 yılda bu bölgelerde neler olacağıdır. Yatırımcılar için uzun vadeli projeksiyonlar, doğru stratejiler geliştirmek açısından kritik öneme sahiptir.
Köprü ve otoyol hattı çevresinde konut ve arsa talebinde hızlı artış devam edecek.
Lapseki, Gelibolu ve Biga çevresinde arsa fiyatlarında %50–80 oranında artış öngörülüyor.
Turizm bölgelerinde yazlık konut talebi, kısa süreli kiralama gelirlerini destekleyecek.
Sanayi ve lojistik alanları, yatırımcıların dikkatini çekmeye devam edecek.
Bölgedeki altyapı ve kamu hizmetleri tamamen oturmuş olacak; yeni yerleşim alanları yaşanabilir standartlara ulaşacak.
Kentsel dönüşüm ve yeni konut projeleri, özellikle Gelibolu ve Biga gibi ilçelerde hız kazanacak.
Lojistik ve sanayi bölgelerinin gelişmesi, konut talebini ve kira gelirlerini istikrarlı şekilde artıracak.
Arsa yatırımları, yüksek prim beklentisiyle değer kazanmaya devam edecek.
Bölge, Marmara’nın batı aksında yeni bir ekonomik merkez haline gelecek.
Turizm, tarım, sanayi ve lojistik sektörleri birbirini destekleyen bir ekonomik döngü oluşturacak.
Emlak fiyatları, köprü ve otoyol bağlantısının sağlayacağı ulaşım avantajı sayesinde sürdürülebilir artış trendi gösterecek.
Bölge, hem yerleşim hem de yatırım açısından Türkiye’nin yüksek potansiyelli alanlarından biri olarak öne çıkacak.
Yatırımcılar için erken giriş avantajı devam ediyor; köprü ve otoyol güzergâhına yakın arsalar ve konutlar, önümüzdeki 10 yıl boyunca değer kazanmaya devam edecek.
Turizm ve kıyı bölgeleri, kısa dönemli kira getirisi sağlarken; sanayi ve ticari alanlar orta ve uzun vadeli gelir yaratacak.
Bölgede planlı yatırım, risklerin minimize edilmesi ve uzun vadeli strateji, kazanç potansiyelini maksimize edecek.
1915 Çanakkale Köprüsü ve otoyol hattı, yalnızca iki kıtayı birbirine bağlamakla kalmadı; bölgesel ekonomik ve emlak ekosistemini de yeniden şekillendiriyor. Önümüzdeki on yıl, bu bölge için hem yatırım hem yaşam açısından önemli fırsatlar dönemi olacak.
1915 Çanakkale Köprüsü ve ona entegre otoyol güzergâhı, Türkiye’nin ulaştırma altyapısında devrim yaratmakla kalmadı; aynı zamanda bölgesel emlak piyasasını kökten dönüştüren bir katalizör görevi üstlendi. Lapseki, Gelibolu, Biga, Ezine ve Balıkesir’in kuzey ilçeleri gibi bölgeler, köprü ve otoyol sayesinde artık yatırımcılar için yüksek potansiyelli alanlar olarak öne çıkıyor.
Köprü ve bağlantılı otoyol hattı, ulaşım kolaylığı, ticari hareketlilik ve altyapı gelişimi sayesinde bölgeyi hem yaşanabilir hem de kazançlı yatırım alanı haline getirdi. Arsa, konut, ticari gayrimenkul ve turizm odaklı yatırımlar, köprü çevresindeki değer artışının başlıca itici güçleri olarak öne çıkıyor.
Ancak her yatırımda olduğu gibi, bu bölgede de planlı hareket etmek, imar durumunu ve altyapıyı doğru analiz etmek kritik önem taşıyor. Yatırımcılar, köprü ve otoyol güzergâhının sunduğu fırsatları değerlendirirken, aynı zamanda riskleri minimize edecek stratejiler geliştirmelidir.
Önümüzdeki 10 yıl, 1915 Çanakkale Köprüsü çevresindeki emlak piyasası için yeni bir fırsatlar dönemi olacak. Bölge, yalnızca tarihi ve doğal güzellikleriyle değil, ekonomik ve yatırım potansiyeliyle de Türkiye’nin en cazip yatırım rotalarından biri haline geliyor.
“1915 Çanakkale Köprüsü, yalnızca iki kıtayı değil; aynı zamanda geçmişle geleceği, potansiyelle kazancı birbirine bağlıyor.”
EMLAK DERGİSİ