Biz Geldik Evimizdeyiz: 6 Şubat depremleri sonrası hayatları altüst olan binlerce aileden biri de Ahmet ve Emine Balveren çiftiydi. Kahramanmaraş’ın Onikişubat ilçesi Önsen Mahallesi’nde yaşayan çift, yılların emeğiyle inşa ettikleri evlerini “asrın felaketi” olarak anılan depremde kaybetti. Önce çadıra, ardından konteynere sığınan Balveren ailesi, aylar süren belirsizlik ve zorlukların ardından bu yılın ocak ayında yepyeni bir hayata adım attı. Devletin deprem bölgesine kazandırdığı kalıcı konutlardan birine yerleşen çift, Ramazan’ı ilk kez yeni yuvalarında karşıladı. Bu sadece bir eve taşınmak değil; bir umut hikâyesinin, verilen sözlerin tutulduğunu gösteren canlı bir örneğiydi.
6 Şubat depremleri sonrası hayatları altüst olan binlerce aileden biri de Ahmet ve Emine Balveren çiftiydi. Kahramanmaraş’ın Onikişubat ilçesi Önsen Mahallesi’nde yaşayan çift, yılların emeğiyle inşa ettikleri evlerini “asrın felaketi” olarak anılan depremde kaybetti. Önce çadıra, ardından konteynere sığınan Balveren ailesi, aylar süren belirsizlik ve zorlukların ardından bu yılın ocak ayında yepyeni bir hayata adım attı. Devletin deprem bölgesine kazandırdığı kalıcı konutlardan birine yerleşen çift, Ramazan’ı ilk kez yeni yuvalarında karşıladı. Bu sadece bir eve taşınmak değil; bir umut hikâyesinin, verilen sözlerin tutulduğunu gösteren canlı bir örneğiydi.
Depremin yıktığı evleri, Balveren çiftinin hayatında büyük bir boşluk açtı. Emine Balveren, “Ev tamamen yıkılmadı ama kolonlar patlamıştı. İlk gelen ekip ağır hasarlı dedi. Eşimle birlikte bir kez daha yıkıldık. Eşim ağlıyordu, ben de. 30 yıllık emeğimiz gitti. Ama canımız sağdı, en önemlisi o” diyerek o kara günleri anlatıyor.
Yeni ev müjdesini ailesine sürpriz yaparak veren Emine Balveren, anahtarlarını almak üzere çağrıldığında duygularına hâkim olamadı. “Eşime bile söylemedim. ‘Yarın anahtarı almaya gideceğiz’ dedim. Herkes çok sevindi. Eve ilk girdiğimizde anlatılması zor bir duyguydu. Konteynerden sonra burası bana saray gibi geldi. Ramazan’da akrabaları iftara çağırdım. ‘2 yıl fire verdik’ dedim. Ama artık evim var” sözleriyle yaşadığı mutluluğu dile getirdi.
Yeni evin her köşesi Emine Balveren için kıymetli. Gündelik hayatın sıradan işleri bile onun için artık bir lütuf. “İnanır mısınız, bulaşık yıkamayı bile özledim. Ütü masasını hiç kapatmıyorum. Çünkü konteynerde yastığın üzerinde ütü yapıyordum. Evim olursa ütü masasını açık bırakacağım demiştim. Şimdi burada hep açık duruyor” diyerek yeniden kurulan düzenin kıymetini anlatıyor.
Devletin verdiği sözleri tuttuğunu vurgulayan Balveren, bu süreçte hep umutlu olduğunu belirtiyor: “Ne olursa olsun verilen sözlerin arkasında durduklarının farkındaydım. ‘Sözler tutulmuyor’ diyenler beni duysun; geldik biz, evimizdeyiz, şükürler olsun. Kendimi güvende hissediyorum. Devletimizin yaptığı hiçbir şey kötü olmaz. Allah herkesten razı olsun.”
Ahmet Balveren de duygularını şu sözlerle paylaştı: “Cumhurbaşkanımız ‘2 yıl içinde teslim edeceğiz’ dedi, etti de. O kadar mutlu olduk ki… Evin çıktığını öğrendiğimde ağlayasım geldi. Şimdi artık rahat uyuyoruz. Çadırda, konteynerde bayram geçirdik. Ama bu bayram çok başka. Kendi evimizde olmak her şeye değer.”