Küresel ölçekte artan jeopolitik riskler, yatırımcıların rotasını yeniden şekillendiriyor. Özellikle Orta Doğu’da yükselen tansiyon ve belirsizlik ortamı, gayrimenkul yatırımcılarını daha güvenli ve öngörülebilir pazarlara yönlendiriyor. Bu süreçte Türkiye, hem coğrafi konumu hem de dengeli dış politika yaklaşımıyla yeniden dikkat çekiyor. Uzmanlara göre, geçmişte yüksek getiri beklentisiyle farklı ülkelere yönelen yatırımcıların, önümüzdeki dönemde Türkiye pazarına dönüş yapması bekleniyor.
FCR GYO Yönetim Kurulu Başkanı Fecri Koça, son dönemde artan bölgesel gerilimlerin yatırımcı davranışları üzerinde doğrudan etkili olduğunu belirtiyor. Özellikle Orta Doğu’da yaşanan gelişmelerin, yatırım kararlarında güvenlik ve sürdürülebilirlik kriterlerini öne çıkardığını ifade eden Koça, geçmişte yüksek getiri beklentisiyle Birleşik Arap Emirlikleri gibi pazarlara yönelen yatırımcıların artık daha dengeli ve öngörülebilir ülkeleri tercih etmeye başladığını vurguluyor. Bu noktada Türkiye’nin yeniden güçlü bir alternatif olarak öne çıktığına dikkat çekiliyor.
Türkiye’nin son yıllarda izlediği çok yönlü ve dengeli dış politika, yatırımcı nezdinde “güvenli liman” algısını destekleyen en önemli unsurlar arasında yer alıyor. Koça’ya göre, bu durum özellikle döviz bazlı yatırımcıların Türkiye’ye ilgisini artırabilir. Önümüzdeki süreçte yabancı yatırımcı girişinde artış yaşanması ve konut talebinin yeniden ivme kazanması bekleniyor. Bu talebin ise ağırlıklı olarak markalı, nitelikli ve değer artışı potansiyeli yüksek projelere yönelmesi öngörülüyor.
Uzmanlar, Türkiye’nin güçlü konut üretim kapasitesi ve stratejik konumunun bu süreçte önemli avantaj sağladığını ifade ediyor. Avrupa, Asya ve Orta Doğu’nun kesişim noktasında yer alan Türkiye, yatırımcılar için hem erişilebilir hem de çeşitlendirilmiş fırsatlar sunuyor. Bu da ülkeyi bölgesel bir yatırım merkezi haline getirme potansiyelini artırıyor. Önümüzdeki dönemde özellikle İstanbul başta olmak üzere büyük şehirlerde yabancı talebin artması bekleniyor.
Öte yandan bölgedeki çatışmalar yalnızca yatırım yönünü değil, maliyet yapısını da etkiliyor. FCR GYO’nun verilerine göre, tedarik zincirinde yaşanan aksaklıklar ve artan yakıt fiyatları, inşaat sektöründe maliyet baskısını artırdı. Koça, lojistik giderlerin toplam maliyet içindeki payının yüzde 4’ten yüzde 6 seviyesine yükseldiğini belirterek, bu artışın sektör genelinde hissedildiğini ifade ediyor. Bu durum, önümüzdeki süreçte konut fiyatlarına da dolaylı olarak yansıyabilir.
Tüm bu gelişmeler, küresel yatırımcıların artık yalnızca yüksek getiri değil, aynı zamanda güvenli ve sürdürülebilir piyasalara yöneldiğini gösteriyor. Türkiye ise bu yeni dengede, sunduğu fırsatlar ve jeopolitik konumuyla öne çıkan ülkeler arasında yer alıyor. Önümüzdeki dönemde bu eğilimin güçlenerek devam etmesi ve Türkiye’nin uluslararası konut yatırımında daha büyük bir pay alması bekleniyor.