Ev alım-satımı gibi yüksek bedelli ve hukuki açıdan karmaşık işlemlerde emlakçılar önemli bir köprü görevi üstlenir. Doğru alıcıyla satıcıyı buluşturmak, fiyat tespiti, pazarlama, tapu işlemleri gibi süreçlerde sağladıkları profesyonel destek, sürecin hem hızlı hem de güvenli ilerlemesini sağlar. Ancak bu hizmetin karşılığında ödenen komisyon bedeli çoğu zaman soru işaretlerine neden olur. “Emlakçıya ne kadar komisyon ödenir?”, “Bu oran yasal mı?”, “Her iki taraf da komisyon ödemek zorunda mı?” gibi sorular, alıcı ve satıcıların en çok merak ettiği konuların başında gelir. İşte tam da bu nedenle, 2025 yılı itibarıyla geçerli yasal düzenlemeler ışığında, emlakçı komisyonu konusunu tüm yönleriyle ele alıyor; dikkat edilmesi gerekenleri uzman bir bakış açısıyla değerlendiriyoruz.
Emlak alım-satım işlemlerinde ödenecek komisyon oranları, Taşınmaz Ticareti Hakkında Yönetmelik kapsamında belirlenmiştir. Bu yönetmelik, hem alıcıların hem de satıcıların haklarını korumak, sektörde şeffaflığı sağlamak amacıyla net kurallar ortaya koyar.
2025 yılı itibarıyla geçerli olan yasal komisyon oranları şu şekildedir:
Alım-satım işlemlerinde:
Alıcıdan ve satıcıdan ayrı ayrı olmak üzere satış bedelinin %2 + KDV oranında komisyon alınabilir.
Kiralama işlemlerinde:
Sadece kiraya verenden ya da kiracıdan bir kereye mahsus 1 aylık kira bedeli + KDV alınabilir.
Bu oranlar, yasal olarak belirlenmiş tavan oranlardır. Taraflar bu oranların altında bir bedel üzerinde anlaşabilirler; ancak üzerinde bir komisyon talep edilmesi hukuka aykırıdır ve şikâyet konusu olabilir.
Önemli olan nokta, işlemin başında taraflar arasında yazılı bir “Hizmet Sözleşmesi” imzalanmasıdır. Bu sözleşmede komisyon oranı, ödeme zamanı ve şartları net şekilde belirtilmelidir.
Emlak komisyonu genellikle satış işlemi resmi olarak tapuda gerçekleştiği anda tahsil edilir. Emlakçının hizmet bedelini işlem tamamlanmadan önce talep etmesi, alıcının ve satıcının mağduriyet yaşamasına neden olabilir.
Birçok kişi, emlakçının gösterdiği evi daha sonra doğrudan mal sahibiyle görüşerek satın almanın “komisyon ödemekten kaçınmak” anlamına geldiğini düşünür. Ancak bu durum, emlakçının sunduğu hizmetin kötüye kullanılması anlamına gelir ve dava konusu olabilir.
Emlakçılar, satışa sundukları portföyleri kayıt altına alır ve alıcılarla yaptıkları görüşmeleri belgeleyebilir. Eğer bir müşteri, emlakçının gösterdiği evi doğrudan mal sahibinden alırsa, emlakçı bu işlem için komisyon hakkı doğduğunu ispatlayarak yasal yollara başvurabilir.
Emlak alım-satım süreci, hem maddi hem de hukuki boyutları nedeniyle profesyonel destek gerektiren bir süreçtir. Emlakçılar bu noktada önemli bir işlev üstlenir. Ancak komisyon oranlarının doğru bilinmesi, hem alıcı hem de satıcı açısından finansal planlama ve hak kayıplarının önüne geçilmesi açısından büyük önem taşır.
Unutulmamalıdır ki, emlakçıya ödenecek komisyon sadece bir aracılık bedeli değil; aynı zamanda güvenli ve doğru bir işlem için yapılan bir yatırımdır.
EMLAK DERGİSİ