Eylül ayında Türkiye genelinde 150 bin konut el değiştirirken satışlar geçen yıla göre %7 arttı. Ancak uzmanlara göre bu artış, konut stokundaki büyümeyle birlikte değerlendirilmediğinde yanıltıcı bir tablo oluşturuyor.
2025’in en hareketli ayı olan Eylül’de Türkiye konut piyasası 150 bin satışla yılın zirvesine çıktı. Fakat EVA Gayrimenkul Değerleme Genel Müdürü Cansel Turgut Yazıcı, satışlardaki artışın tek başına olumlu bir tablo çizmediğini belirtti.
Yazıcı, “Piyasa canlı görünüyor ancak tabloyu yalnızca satış rakamlarıyla okumak eksik olur. Konut arzı da paralel şekilde artıyor, dolayısıyla satış artışı kadar stok artışı da dikkate alınmalı” dedi.
Yılın ilk aylarında satışta bulunan konut sayısının 500 bin civarındayken bugün 620 bine çıktığını belirten Yazıcı, şu değerlendirmede bulundu:
“Konutun el değiştirme oranı bir önceki yıla göre %20 arttı ama stoklar azalmadı, aksine %20 oranında büyüdü. Bu durum, piyasada mülkünü satmak isteyenlerin sayısının da arttığını ve arz baskısının oluştuğunu gösteriyor.”
Satış hızındaki yavaşlama da dikkat çekiyor. Yazıcı, konutun alıcısını bulma süresinin yılın başındaki 54 günden 58–59 güne çıktığını belirterek, “Bu tablo, talepte yavaşlama ve stok birikimi sinyali veriyor. Satışların artışı tek başına piyasanın canlı olduğunu göstermez. Satış süresi, stok oranı ve alım iştahı birlikte izlenmeli” dedi.
Birinci el konutlara erişimin de zorlaştığını belirten Yazıcı, “Satışlar artsa da birinci el satışların oranı aylardır değişmiyor; toplam satışların %29–30’u seviyesinde seyrediyor” ifadesini kullandı.
Yazıcı, 2025’in son çeyreği için daha temkinli bir tablo beklediklerini vurguladı:
“Eylül ayı yılın zirve noktası oldu. Faiz oranları, maliyet baskıları ve mevsimsel etkiler nedeniyle Ekim–Kasım aylarında satışların benzer seviyelerde kalacağını, Aralık’ta ise doğal bir artış olacağını düşünüyoruz.”
Yazıcı, mevcut eğilimin sürmesi halinde Türkiye konut piyasasının yılı yaklaşık 1,6 milyon satışla tamamlayabileceğini belirtti.
Konut satışlarındaki artışın yüzeyde olumlu görünmesine rağmen, detaylı verilerle değerlendirildiğinde farklı bir tablo ortaya çıktığını belirten Yazıcı, “Satış hızı, stok oranı ve arz-talep dengesi birlikte ele alındığında, piyasanın daha temkinli bir döneme girdiği görülüyor. Gerçek verileri harmanlayarak okumak çok daha doğru bir yaklaşım olacaktır” ifadelerini kullandı.