Türkiye’de konut piyasasında fiyat artışları hız kesmeden devam ederken, erişilebilirlik sorunu da giderek derinleşiyor. Resmi veriler, hem üretim maliyetlerinde hem de konut fiyatlarında ciddi artışların sürdüğünü ortaya koyuyor.
TÜİK verilerine göre İnşaat Maliyet Endeksi 2024 yılında yıllık bazda yüzde 67’nin üzerinde artış gösterdi. Aynı dönemde Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından açıklanan Konut Fiyat Endeksi ise Türkiye genelinde yıllık bazda yüzde 75’e yaklaşan bir yükselişe işaret etti. Bu tablo, maliyet baskısının doğrudan satış fiyatlarına yansıdığını ve konutun geniş kitleler için giderek daha zor erişilebilir hale geldiğini gösteriyor.
Sektör temsilcileri, artan arsa bedelleri, işçilik giderleri, malzeme fiyatları ve finansman maliyetlerinin konut üretimini ciddi şekilde baskıladığını belirtiyor. Bu durum, yalnızca fiyat artışıyla sınırlı kalmayıp, konuta erişim sorununu yapısal bir probleme dönüştürüyor.
SOA Holding Yönetim Kurulu Başkanı Yalçın Artukoğlu, konut piyasasında yaşanan yükselişin sadece ekonomik değil, aynı zamanda sosyal bir sorun haline geldiğine dikkat çekti. Artukoğlu, “İnşaat maliyetlerindeki artış konut fiyatlarına doğrudan yansıyor. Arsa, işçilik, malzeme ve finansman maliyetleri bir araya geldiğinde konut üretimi ciddi bir mali baskı altında gerçekleşiyor. Bu tablo fiyatları yukarı taşırken, konutun geniş kesimler için erişilebilirliğini her geçen gün azaltıyor” dedi.
Konut fiyat endeksindeki artışın piyasa üzerindeki baskının sürdüğünü gösterdiğini vurgulayan Artukoğlu, asıl sorunun fiyat artışının ötesinde, konutun orta gelir grubunun dahi erişemeyeceği bir noktaya gelmesi olduğunu ifade etti.
Artukoğlu’na göre çözüm yalnızca fiyatları sınırlamakla değil, sistemi bütüncül şekilde yeniden yapılandırmakla mümkün. Uzun vadeli ve sürdürülebilir finansman modellerinin önemine dikkat çeken Artukoğlu, kamu-özel sektör iş birlikleri, uygun vadeli kredi mekanizmaları ve yeni nesil finansman çözümlerinin orta gelir grubunun konuta erişimini yeniden güçlendirebileceğini belirtti.
Öte yandan konut arzının artırılmadan kalıcı bir denge sağlanamayacağına da vurgu yapan Artukoğlu, üretimi hızlandıracak planlama süreçleri, ruhsat aşamalarında sadeleşme ve şeffaflığın sektör açısından kritik öneme sahip olduğunu söyledi.
Uzmanlara göre Türkiye’de konutun yeniden erişilebilir hale gelmesi için; üretim maliyetlerini düşüren politikalar, konut arzını artıran planlama modelleri, finansmana erişimi kolaylaştıran kredi sistemleri, kamu-özel sektör iş birliklerini güçlendiren yapılar birlikte hayata geçirilmek zorunda.
Sektör temsilcileri, bu dönüşümün yalnızca konut piyasası için değil, şehirlerin sağlıklı büyümesi, yaşam kalitesinin artması ve toplumsal refahın güçlenmesi açısından da stratejik bir fırsat sunduğunu vurguluyor.