2025 yılı itibarıyla Türkiye’de kentsel dönüşüm süreci, yalnızca yapıların yenilenmesi değil; aynı zamanda sosyal, ekonomik ve çevresel dönüşümün bir parçası olarak daha stratejik bir yaklaşımla yürütülmeye başlandı. Özellikle İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyükşehirlerde depreme dayanıksız yapı stokunun azaltılması, nüfus yoğunluğunun dengelenmesi ve afet risklerinin minimize edilmesi hedefleniyor. Yeni düzenlemeler, finansman modelleri ve teknolojik çözümlerle desteklenen bu süreçte, dönüşüm projeleri artık daha planlı, bölgesel önceliklere göre şekillendiriliyor.
2025 yılı kentsel dönüşüm yol haritasında, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın risk analizleri, yerel yönetimlerin imar stratejileri ve vatandaş talepleri birlikte değerlendiriliyor. Özellikle Marmara Fay Hattı üzerindeki bölgeler, tarihi yapı yoğunluğu olan alanlar ve hızlı kentleşme baskısı altındaki mahalleler öncelik listesinde yer alıyor. Bu yazıda, üç büyük şehirde hangi bölgelerin öncelikli kabul edildiğini, hangi projelerin başladığını ve yatırımcılar ile bölge sakinleri için ne anlama geldiğini uzman bakış açısıyla analiz edeceğiz.
İstanbul, Türkiye’de kentsel dönüşümün en yoğun yaşandığı şehirlerin başında geliyor. 2025 yılı itibarıyla, dönüşüm çalışmaları özellikle Avrupa Yakası’nda Avcılar, Esenler, Küçükçekmece ve Bahçelievler gibi zemin yapısı zayıf ve yapı stoku eski olan bölgelerde hız kazanmış durumda. Anadolu Yakası’nda ise Kadıköy, Üsküdar, Ataşehir ve Maltepe gibi hem merkezî hem de yüksek nüfus barındıran ilçeler öncelikli alanlar arasında yer alıyor.
Bakanlık tarafından yürütülen “Yarısı Bizden” kampanyası ile birlikte, bina yenileme süreçleri ekonomik açıdan daha ulaşılabilir hale gelirken, riskli yapıların tahliyesi ve yeniden inşası için verilen ruhsat süreçleri de sadeleştirildi. İstanbul’da aynı zamanda mikro bölgeleme çalışmalarıyla fay hattına yakınlık, zemin sıvılaşma riski, yapı yaşı gibi kriterlere göre dönüşümde öncelik sıralaması yapılmaya başlandı.
Başkent Ankara’da kentsel dönüşüm daha çok 1980 öncesi yapıların yoğunlaştığı Altındağ, Mamak ve Yenimahalle gibi ilçelerde sürdürülüyor. Özellikle Mamak ilçesinde başlatılan etaplı dönüşüm projeleri, hem gecekonduların kaldırılmasını hem de sosyal konut ihtiyacının karşılanmasını amaçlıyor. Çankaya ve Keçiören gibi ilçelerde de dağınık şekilde dönüşüm faaliyetleri görülmekte, ancak bu bölgelerde daha çok bina bazlı dönüşümler öne çıkıyor.
2025 yılında Ankara’da dikkat çeken bir diğer uygulama ise, sanayi alanlarından boşalan bölgelerin karma yaşam alanlarına dönüştürülmesi. Eski fabrikaların bulunduğu alanlar, modern konut projeleri, yeşil alanlar ve sosyal donatılarla yeniden tasarlanıyor. Böylece kent merkezinde sağlıksız yapılaşma yerine, daha yaşanabilir kentsel dokular oluşturulması hedefleniyor.
İzmir’de 2020’de yaşanan depremin ardından hız kazanan kentsel dönüşüm süreci, 2025 itibarıyla daha sistematik bir hale gelmiş durumda. Bayraklı, Karabağlar, Bornova ve Buca ilçeleri, zayıf zemin yapısı ve yapıların eski olması nedeniyle dönüşümde öncelikli bölgeler olarak belirlendi. İzmir Büyükşehir Belediyesi ile Bakanlık arasında zaman zaman yetki paylaşımı konusunda anlaşmazlıklar yaşansa da, özellikle vatandaş taleplerinin yoğun olduğu mahallelerde ortak çözümler üretiliyor.
Yeni uygulamalarda, sadece yapıların yıkılıp yeniden yapılması değil; aynı zamanda altyapının yenilenmesi, yolların genişletilmesi ve sosyal yaşam alanlarının artırılması gibi kapsamlı planlar devreye alınıyor. Ayrıca, 2025 yılında İzmir’de deniz seviyesindeki yükselme ve iklim değişikliği etkileri de dikkate alınarak kıyı kesimlerindeki yapılaşma politikalarında sıkılaştırma yapılmaya başlandı.
İstanbul, Ankara ve İzmir öncelikli şehirler arasında. Özellikle deprem riski yüksek ve yapı stoğu eski bölgeler dönüşüm kapsamına alınıyor.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından yürütülen kampanyada, bina yenileme maliyetinin %50’si devlet tarafından karşılanıyor.
e-Devlet üzerinden riskli yapı tespiti ve başvuru süreçleri yapılabilir. Ayrıca belediyelerin kentsel dönüşüm müdürlüklerine de şahsen başvuru yapılabilir.
Evet, ancak tüm hissedarların ortak kararı gerekir. Aksi durumda süreç hukuki uyuşmazlıklarla karşı karşıya kalabilir.
Doğru bölgelerde ve profesyonel analizle yapılan yatırımlar, orta ve uzun vadede ciddi kazanç sağlayabilir. Ancak proje aşamasındaki riskler iyi analiz edilmelidir.
EMLAK MAGAZİN